18 Ağustos 2010

Bodrum Gündoğan

Bu seneki tatilimizde, keşfetmek için Bodrum yarımadasında bulunan Gündoğan isimli koyu seçtik.Gündoğan'ın eski ismi Farilya, Rumcada güneşin doğuşu anlamına geliyormuş. Gündoğan mavi bayraklı denizi olan çok güzel, sakin bir tatil mekanı.Bu tatilimiz sanırım geçirdiğimiz en dinlenmeli tatil oldu. Gündoğan'ın sakin denizi, insanı Ağustos sıcağında bile terletmeyen esintisi bizim buradan ayrılamamazı sağladı. Aslında yorucu bir senenin ardından iyi de oldu. Bol bol yüzmeli, çok çok kitap okumalı, uzun uzun konuşmalı ve bir o kadar da susmalı bir hafta geçirdik Gündoğanda.
Bir rezervasyon yaptırmadan gittiğimiz için ve otellerin düşündüğümüzden daha fazla dolu olmasından dolayı oda bulmak biraz sor olduysa da sonunda kalmak için Cennet Park Otelde karar kıldık. Gündoğan'da sahilde bulunan caminin hemen yanında yer alan, oldukça sıcak bir ortamı olan ve çok memnun kalarak ayrıldığımız bir oteldi. Otelin önünden hemen denize girebiliyor olmak oldukça rahat oldu. Bu açıdan yüzmek için çok daha fazla zamanımız oldu.Gündoğan'ın denizini çok beğendik. Çok temiz, dalgasız olması dolayısı ile rahatça uzaklara açılabildiğiniz ve sizinle birlikte yüzen bir sürü balığın olduğu çok güzel bir denizi var Gündoğan'ın. Hatta bir balık sürüsüne rastlayıp ilk başta oldukça koktuysam da sonra korkumu yenip onları seyre daldım.Bunların yanında Gündoğanda bolca sokak köpekleri göreceksiniz. Kimseye bulaşmadan sabahtan akşama yatıyorlar sahilde. Onlar ile yemeğimizi paylaştığımız çok akşam oldu.
Mekanlara gelince çok güzel balık lokantaları vardı fakat bunların öncesinde ev yemekleri yapan çok tatlı bir amcanın yeri vardı kaldığımız otelin hemen arka sokağında. Hatta yan dükkanda hediyelik eşya satışı da yapıyorlardı. Yemekler bana annemin hazırladığı muhteşem yaz sofralarını hatırlattı, bundan dolayı benim açımdan diğerlerinden ön sıraya geçti hemen. Bunun yanında mezelerini çok sevdiğimiz için iki akşam üstüste gittiğimiz bir restaurant daha vardı. Masaların bir kısmı iskeleye koymuşlar. Açıkçası o kısımda yemek yemek hemen yanınızda da denizin olması çok keyifli. Ama keşke bir de ismi hatırlayabilsem...:)

10 Mayıs 2010

Umaykut Online Tanıtım Filmi

Umaykut Online isimli oyunumuzun tanıtım filmini yayınladık. Güzel bir iş olduğunu düşünüyorum. Umarım izleyenler de benimle aynı fikirde olurlar :)

Umaykut Online Yeni Fragmanı from Umaykut Online on Vimeo.

28 Nisan 2010

23 Nisan Batı Karadeniz Tatili

Bu senenin ilk kaçamağını Batı Karadeniz'e doğru gerçekleştirdik. Üç günlük tatili elimizden geldiğince çok yeri gezip görerek geçirdik. Gitmeyi düşündüğümüz yerlere düzenlenen turları inceledik ve kendi rotamızı bu gezi planlarından yararlanarak oluşturduk.
Gezimize ilk gün Akçakoca'ya giderek başladık. Şansımıza tatil boyunca bol güneşli güzel bir hava bize eşlik etti. Akçakoca'ya vardıktan sonra Ceneviz Kalesi'ne doğru çıktık. Kalenin hemen yanındaki plajda oturup dinlendik. Hep aklımdaki dalgalı Karadeniz imajı o noktada silndi ve tatile çok güzel bir başlagıç yapmış olduk.Akçakoca'dan sonra Ereğli'ye doğru hareket ettik. Karadeniz kıyısından yaptığımız bu yolculukta yemyeşil ormanları görmek gerçekten bize çok iyi geldi. Ereğli'deki yapılacaklar listemizin başında Cehennem Ağzı Mağaraları'nı görmek vardı. Gittiğimiz yerde 3 ayrı mağara vardı.
  • Kilise Mağarası
  • Cehennem Ağzı(Koca Yusuf)Mağarası
  • Ayazma Mağarası
En çok ilgimizi çeken ve gördüğümüzde bizi en çok şaşırtan Cehennem Ağzı Mağarası'nı kısaca anlatmak gerekirse.Mitolojiye göre M.Ö. 1200’lerde Efsanevi Argonot Seferi sırasında buraya gelen Heracles Kral Eurystneus’un kendisine verdiği 12 Adet görevden en zor olanını bu mağarada gerçekleştirmiş. Heracles buraya girerek Hades’in ülkesine(Cehenneme)gitmiş Kral Eurystneus’un isteği üzerine Hades’in Cehennemi bekleyen 3 başlı Köpeği Kerberosu burada yeryüzüne çıkartmış. Tabiki mağara içinde ışık dolayısı ile çok güzel çekimler yapamadık ancak görülmeye değerdi.Mağara gezimizin ardından Ereğli'de balıklarımızı yedik ve kalacağımız yer olan Zonguldak'a doğru yola çıktık ve ilk günümüzü böylece tamamlamış olduk.Gezimizin ikinci gününde Zonguldak Gökgöl mağarası'nı görmeye gittik. 875 metrelik yürüyüş alanına sahip bu mağara ise benim bugüne kadar gördüğüm en büyük mağara idi. Mağara'daki sarkık ve dikikler muhteşemdi.
Gökgöl mağarasını gördükten sonra Bartın inkumu'na doğru harekete geçtik. İnkumu plajı gerçekten çok güzelmiş. Ankara'dan haftasonu kaçılabilecek yakın mekanlar listesine almak için çok uygun bir yer.
İnkumu durağımızın ardından Amasra'ya doğru yola çıktık. Amasra yolu üzerinde bulunan Kuşkayasi yol anıtında mola verip fotoğraf çektik. Amasra'nın bu tepeden görünüşü gerçekten çok güzel.
Amasra'ya vardığımızda herkesin çok övdüğü Amasra salatası ve balık ile yemeğimizi yedik ve çevreyi gezintiye daldık. Cekiciler çarşısı, Sormagir kapısı ve Kemere köprüsü'nü dolaştıktan sonra ikinci gecemizi de burada geçirdik.Tatilimizin son günündeki ilk durağımız Çakraz oldu. Burada biraz vakit geçirdikten sonra hemen yanında bulunan Bozköy plajına da uğrayıp Safranbolu'ya doğru yola çıktık.
Safranbolu'ya giden yolda dağ taş yemyeşil.
Gezimizin son durağı olan Safranbolu'yu da gezdikten ve Safranbolu'nun ünlü kuyu kebabını yedikten sonra yorucu ama bir o kadar da güzel turumuzun sonuna gelmiş olduk.

11 Şubat 2010

ÇizBakalım Yeni Avatarları ile Yayında

Aslında bu olay yeni olmasa da duyurmadan geçemeyeceğimiz bir haber. Yoğun ve uzun bir çalışma döneminin ardından yeni yıla ÇizBakalım olarak da bir merhaba demiş bulunmaktayız. Bu versiyonumuzda arayüzümüz tamamen değişti. Çizim ekranımız daha kullanışlı hale getirildi. Tüm bunların da yanında artık oyuncularımız, oyunda kullanabilecekleri avatarlarını oluşturabilecekleri bir arayüze sahip oldular. Oyuncular artık kendilerini burada oluşturdukları avatar ile oyun içerisinde ifade edebilecekler.

ÇizBakalım'ın yeni versiyonundaki avatarların oluşturulmasında bize verdiği destekten dolayı sevgili arkadaşımız Tamer Karataş'a da sonsuz teşekkürler.

14 Ağustos 2009

Devremülk Kandırmacası

Bu yazımızda sizlerle tatilimizde yaşadığımız bir olayı paylaşmak istiyoruz. Gümüşlük'e ilk gittiğimiz gün Tavşan Adasına gittiğimizde bizi orada bazı kağıt dağıtan kişiler karşıladı. Bize yeni açılan Akyarlar'daki otellerinin tanıtımını yaptıklarını söylediler. Ellerinde bir broşür bulunan bu kişiler bize o gün için tesislerinde 50 aileye özel bir eğlence olduğundan bahsettiler. Biz de kibarca dinleyip teşekkür ettik ancak ısrarcı arkadaş şansını baya bir zorlayarak bizim de ismimizi eklemek için oldukça çaba gösterdi. Açık büfe servis olacağını, gün boyu otelin havuzunu ve plajını kullanabileceğimizi ve bize ufak bir tanıtım yapılacağını söyleyerek bizi ikna etti. Biz de gidip Akyarlar'ı görmüş oluruz hem de sonraki tatillerimizde tercih edebileceğimiz bir yer olabilir mi diye keşif yapmak maksadı ile daveti kabul edip gittik. Ancak bizi orada bu saydıklarının hiçbiri değil üzerinde oldukça çalışılmış olduğu çok belli olan bir pazarlama ekibi karşıladı. Bizim neler olduğunu anlamamız pek kolay olmadı. Yarı inşaat yarı otel bir yere girdiğimizde bizi öncelikle bir odaya alıp bize, profile uygun olup olmadığımız ile ilgili temel soruların olduğu (iş, maaş, yaş, vb.) bşr anket uyguladılar. Sonrasında ise büyük bir salonda birçok masanın başında toplanmış insanlar, gürültülü bir ortam, birilerinin hareretli bir şekilde birşeyler anlattığı elinize girince tang tutuşturulan (açık büfe bağlamında) ve ikinci dakikadan sizinle resmiyeti bırakan bir pazarlamacı ile masaya oturtulduğunuz, dakikasında da geldiğinize pişman olduğunuz garip bir ortama girmiş bulunduk.

Biz en başta durumları anlayamadığımız için karşımızdaki kişinin görevini yaptığı düşüncesi ile kibar kibar konuşup sorularını tüm içtenliğimizle cevaplıyorduk. Tabi biz başımıza geleceklerden habersiz şekilde, bu kısımları biran önce geçip denize havuza gitme telaşı içindeydik. Bu arada pazarlamacının satış yapmasının yani başarılı olmasının yurt dışında alacağı dil eğitimine etkili olduğu ile ilgili hikayeyi de (artık pazarlama tekniklerinde hangisiyse) dinledik. Bize ilk olarak bir devremülk satışı yapmaya çalıştıklarını anladığımda hemen müdahele edip bizim bir yere bağlı tatil yapmayacağımızı hemen dile getirdim ancak işkence bitmedi bize bu alacağımız hizmetin sadece bir devremülk olmadığını bununla birlikte RCI isimli tüm dünyada geçerli bir sistemin de artık üyesi olacağımızı ve bu sistemde sadece senede 135€ vererek istediğimiz herhangibir RCI otelinde kalabileceğimizi söylediler. Tüm bunların anlatıldığı sırada da birileri çıkıp eline bir çan alıp satış yaptığını bağıra çağıra ilan ederken ve herkes alkışlarken kesinlikle Deniz ile başbaşa kalıp konuşmamıza izin verilmediğini hatta ben daraldım kalkmak istiyorum dediğimdeki abuk subuk tepkilerin hepsinin agresif pazarlama tekniklerinin bir parçası olduğunu sonradan anlayabilidik.

Tüm tanıtım süresince (2 saat) aklımıza o an gelebilen sorduğumuz her soru için mantıklı bir yanıtları önceden hazırdı.Her durum için bir senaryoları çok açık bir şekilde planlanmıştı ve sonuç olarak eğer size mantıklı geliyorsa imzalamamann bir enayilik olduğunu belirten tüm piskolojik baskılar da uygulanıyordu. Teklif ettikleri 99 yıllık bu sisteme dahil olmanın bizim için biçtikleri bedeli 6950€ idi ve her sene verilecek 120€luk bakım aidatı bulunmakta ama niyeyse bu çok güvendikleri sistemin fiyatı o gün için öyleymiş ve yarın geldiğimizde sisteme bu fiyatlar ile asla giremezmişiz. Her sene tatil yapan ve farklı bir çok yeri görmek isteyen bizim gibiler için çok mantıklı görünse de içimize sinmeyen kısımlar vardı. Sonuç olarak bu içimize hiç sinmeyen ama niyese hayır diyemediğimiz sistemi kabul ettik. Kabul ettitrilme kısmı da çok ilginç bize yüklü bir peşinat ödememizi söylediler biz de ev aldığımız için peşinatı verecek durumda olmadığımızı söyledik ve benim o an biraz olsun içim rahatladı neyse artık gidiyoruz diyemeden pazarlama teknikleri gereği bizden bir ödeme planı vermemiz konusunda ısrar ettiler. Ben de onların tekliflerine göre çok abuk bir plan verdim. Peşinatın 100€ olduğu felan ve adamlar gidip güya merkezle konuşup kabul ettirdiler. Tabi orada olay, sattıkları ürüne bizim teklif verdiğimiz ve onların da kabul etmiş gibi göründüğü için yine piskolojik bir şekilde almamız gerketiği imajını üzerimizde yeniden oluşturdular. Artık bunu da kabul etmessek çok ayıp.

Sonunda önümüze avukat diye Ceren isimli biri getirildi. Bize hızlı hızlı sözleşmenin üzerinden şöyle bir geçti ve en kısa sürede imzaları attırıldı. Tüm bunların sonunda bize pazarlamayı yapan kişi "size kapıya kadar eşlik edeyim" dediğinde "ne için geldik? ne oldu?" dedik aslında. Ama iş işten geçmişti.

Tüm akşam okuduğumuz sözleşmede birçok açık maddenin olduğunu, bize orada söyledikleri düzenli ödemelerin (aidatlar, transfer ücretleri,vb.) neredeyse hiçbirinin miktarının sözleşmede yer almadığını ve ertesi gün yaptığımız araştırmalarımız sonucunda bu sistemin hiç de öyle anlatıldığı gibi rahatça istediğin yerde istediğin zaman tatil yapmanı sağlamadığı, hatta gittiğimiz otelin RCI otelleri arasında bile yer almadığını acı bir şekilde öğrendik. Neyseki arkadaşlar bu süper kumpasda devlet bizim gibi insanları korumak adına 10 gün içinde cayma hakkınızın olduğu bir kanun çıkarmış.Biz hemen ertesi gün gidip Bodrum'da bir noter bulup ihtar çektik. Şöyle söyleyim noterde matbu bir cayma yazısı bile vardı(siz düşünün kaç kişinin başına gelmiş aynı durum :) ). İhtar çekildikten sonraki süreçte açıkçası hiç kolay olmadı. Biz neyseki ihtarı APS ile göndermiştik ama teyit için ilginçtir verilen numaralarda birini bulabilmek neredeyse imkansızdı. Hele bir de bize kendini avukat diye tanıtan bayanı aradığımızda "Bizimle anlaşmaya gitmek yerine noterden ihtar çekmişsiniz, bu durumda şirket avukatımızla görüşmeniz gerekecek." demesi oldukça enteresandı.

Neyseki sonunda bizim yoğun bastırmalarımız sonucunda bize bir fesh yazısı gönderildi ve elimize de senetlerimiz son gün ulaştı. Ulaşmasaydı mecbur avukatımız devreye girecek ve kazanacağımızın kesin olduğu bir dava açacaktık ancak olayın oraya kadar gitmemesine daha fazla uğraşmamak adına açıkçası sevindik.

Sizin başınıza böyle birşey geldiyse ve caymaya karar verdiyseniz kesinlikle gidip bunu oradaki kişilere iletmeyin. Bu durumda o üzerinde çok çalışılmış ekibin kişileri "vazgeçemessiniz" gibi yanlış bilgilendirmelerde bulunduğunu okuduğumuz yerler de oldu.

Şunu da ekleyeyim bu tanıtıma çağırma için bizi yoldan geçen biri çevirdi sonuçta ancak bunun birçok değişik şeklinin de uygulandığını çevremizle paylaşınca başka kişilerden öğrendik. Mesela bi aralar Ankara'da Armada alışveriş merkezi girişinde insanlara bilgilerinin doldurulduğu bir kağıt verip çekilişe katacaklarını söylüyorlarmış ve durumu iyi olanları bedava tatil kazandınız diyerek tanıtıma çağırıyorlarmış. Sonra anket yapacağım deyip yaklaşan anketörlerin doldurduğu bilgilere göre sizi geri arayan bir pazarlama şekli de varmış. İnternetten de aratınca bu konu ile ilgili birçok can sıkıcı şeyler okuyabiliyorsunuız. Ayrıca bu RCI üyeliğini satan birçok farklı otel ile ilgili de şikayetler okudum. Yani bu işi yapan birçok otelde bulunmaktadır bilginize.

Umarım hiçbirinizin başına gelmez. Okuyun, öğrenin böyle şeyler olduğunu. Açıkçası biz bilmiyorduk bu kadar gelişmiş pazarlama yöntemleri ile hiç düşünmediğiniz zamanlarda size yalan dolan ile birşeyler satılabilidiğini.

GÜNCELLEME: Okuyucumuz aLisqo'nun bilgilendirici yazısı: Devremülk Satışı

11 Ağustos 2009

Bodrum-Gümüşlük


Bu tatilimizde kendimize keşfetmek için seçtiğimiz hedefimiz Gümüşlük'tü. Myndos isimli antik kentin kalıntılarını taşıyan bu ilçe tam anlamı ile insanın ruhunu dinlendirebileceği küçük ve güzel bir tatil yeri. Kalmak için yeni açılmış bir yer olan Otel Gümüşlük'ü seçtik ve çok memnun kaldık gideceklere gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir yer.

Gümüşlük'e gittiğinizde karşınıza çıkan Tavşan adası ve adeta denizin üzerinde yürüyen insanların görüntüsü ilk gidenleri oldukça etkileyen bir görüntü aslında. (Tabiki ben gitmeden yoğun bir araştırma yaptığım için pek şaşırdım diyemeyeceğim :) ) Tavşan adasına geçtiğinizde yukarıdan rahatlıkla görülebilen denizin içindeki taşlar kral yolunun kalıntılarıymış. Bunun yanında adanın üzerinde de kazı çalışmaları yapılıyor. Gemilerin yanaşmaması için deniz altında bulunan kalıntıların etrafına dubalar yerleştirilmiş.

Gümüşlük bizce çok romantik bir yerdi. İnsanın belki de tatile gideceği çok az yerde bulabileceği dinlendirici bir havası olan bu mekanın böyle hissedilmesini sağlayan bir çok etken vardı. Sesli müzik olmaması, çevreye saygılı ve güleryüzlü bir halkının olması, harika gün batımları ve bu gün batımını izlerken çok az yerde bu zevki tadabileceğiniz deniz kıyısında kurulmuş olan yemek yerleri bulunmakta. Bir yandan her daim durgun denizi yandan izlerken bir yandan da yemeğinizi yemek sanırım heryerde karşılaşabileceğiniz türden bir şans olmasa gerek.

Tatilimiz süresince çok güzel deniz ürünleri yeme şansımız da oldu. Gümüşlük'teki işletmelerde kendi seçtiğiniz en taze balıkları yiyebilme şansınızın yanında ahtapot salatası, deniz börülcesi, köpeoğlu salatası gibi harika lezzetleri de tadabilme olanağınız oluyor.

Tabiki Bodrum Yarımadasına gitmişken Turgutreis, Akyarlar ve Bodrum'u da görmek için geziler düzenledik. Bodrum Kalesini gezmek çok keyifliydi.

Ancak Bodrum'un sıcak ve boğucu havasından sonra Gümüşlük'ün insanı hiç boğmayan havasına dönmek ve her daim dolu olan kahvesinde bir akşam çayı içmek bu mevsimde ilaç gibiydi.

Gümüşlük 1.dereceden sit alanı olan bir bölge ve umarım bu hiç değişmez. Zaten şu ana kadar bu sade güzelliğini koruyabilmesini de yalnızca buna borçlu. Bodrum ve çevresinde oluşmuş yapılaşmanın buraya kadar gelememesi umarım birilerinin gözüne batmaz da buralar hep böyle güzel ve özel kalır.

10 Nisan 2009

Hacettepe Bilişim Günleri

Hacettepe Üniversitesi Bilişim Topluluğu 'nun düzenlediği etkinliğe konuşmacı olarak katıldım. Etkinlikte yaptığım yaklaşlık bir saatlik konuşmada genel olarak türk oyun sektöründen ve ceidot olarak üzerinde çalıştığımız yeni projelerden bahsetme fırsatını buldum. Hazır söz almışken sektörde edindiğim tecrübelerden bahsetmek ve türk oyun sektörünün geleceği konusundaki tahminlerimi de katılımcılarla paylaşmak beni mutlu etti.

Uzun bir aranın ardından bu etkinlik vasıtasıyla da olsa neslihan ile beraber tekrar beytepe kampüsünün havasını solumak da bize açıkçası gayet iyi geldi.

Etkinlik ile ilgili çekilmiş video görüntülerine tv.hacettepe.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

05 Mart 2009

Evimizin Neşesi Bican


Evimize yeni bir can geldi, ismi Bican.Hoş geleli birkaç ay oldu ancak kendisinden bahsetmek için ilk kez fırsat buluyorum. İlk geldiğinde çok ufak çekingen bir muhabbet kuşu idi ancak şimdi evin yaramaz bir üyesi haline geldi. Biz evde iken daima kafesinin kapısı açık oluyor. Zamanımız el verdiğince de onunla ilgilenmeye çalışıyoruz. Bize de çok yakın. Oturduğumuz anda yanımıza geliyor.
Şimdilerde bizim çok eski sarı bir oyuncak ayımızı kendisine arkadaş edindi. Onu gördüğü anda yanına uçuyor. Kendi boyutlarına yakın olduğu için sanırım kendisini yakın hissediyor.
Hoşgeldin ve iyi ki varsın Bican.

12 Mayıs 2008

ÇizBakalım Flash Versiyonu Yayında

Dün gece itibari ile uzun süredir üzerinde çalıştığımız ÇizBakalım oyunumuzun yeni site arayüzünü ve oyunun istemci tarafı değişikliğini tamamladık ve yayınladık. Bizim için yeni bir teknoloji olan Action Script 3 programlama konusunda çok iyi bir deneyim kazandık. Site altyapısında ise artık Joomla çözümünü kullanıyoruz. ÇizBakalımın flasha geçirilme işi, ileriye dönük oyun portalı projemiz ile ilgili ilk adımı teşkil ediyor. Bundan sonrası için ise bu versiyonun oturması, hatalarının ve eksiklerinin giderilmesi ardından diğer projelerimiz için rahatça adım atabileceğiz.

Oyunumuzda yaptığımız bu önemli değişikliğin en önemli nedeni ise Java versiyonunda yaşadığımız, birçok oyuncunun oyuna girme sorununu aşmaktı. Dünya üzerindeki internet kullanıcılarının %98 inde yüklü olduğu tespit edilen Flash teknolojisi ise geniş kitlelere sorunsuzca ulaşmak açısından, problemimize en uygun çözüm oldu.

Tabiki bu işin bitimi ile de uykusuz geçen yorucu bir dönemi de (en azından bir süreliğine) geride bırakmış olmanın rahatlığını yaşıyoruz sonunda. :)(:

27 Mart 2008

Neslihan'dan Havelsan'a Veda

1 Ekim 2003 de başladığım Havelsan'daki görevimden dün itibari ile ayrıldım. Kendime ayıracak birkaç günlük aradan sonra yeni işime başlayacağım. Dün Havelsan'daki arkadaşlar ile bir yemeğe çıktık. Bu yemekte bana veda için bazı hediyeler almışlar. Bu aralar katıldığımız doğa yürüyüşlerinde kullanmak üzere tozluk, boton, termos ve mat almışlar. Bir de veda için bir plaket. Bu hediyeler tabiki beni çok sevindirdi ancak 4.5 senedir birlikte olduğum arkadaşlarımdan ayrılmanın da burukluğunu yaşadım. Bugün ise tatilimin ilk günü. Bu boşluk esnasında ise en kısa zamanda yeni versiyonunu açmayı düşündüğümüz oyunumuz ÇizBakalım üzerinde çalışacağım.

24 Mart 2008

Güdül Doğa Gezisi

İki hafta önce katıldığımız ve çok keyif aldığımız Sey Hamamı doğa yürüyüşü ardından arayı çok açmadan yine ayakizi ekibi ile beraber iki hafta sonra yeniden bir geziye daha katıldık. Ayakizi'nin bu hafta düzenlediği doğa gezisi Güdül'e yapıldı.

Bu sefer yapılan geziye bir önceki tecrübemizden ders alarak daha hazırlıklı katıldık. Özellikle yürüyüş esnasında kullandığımız botonlar bize bu gezimizde oldukça yardımcı oldu.

Bu gezimizde arazi daha düzdü. Sıcaklık ise biraz daha fazlaydı.Bundan dolayı da sıvı tüketimimiz daha fazla oldu.

Gezimizin güzel geçmesindeki önemli etkenlerden biri de kesinlikle arkadaşımız Çağatay'ın bu gezimizde de yanımızda olmasıydı. Bu seneki hobilerimiz arasına doğa yürüyüşünü ekleyen arkadaşımıza minnettarız. Şehrin kalabalığından kurtulup buraları görmemize vesile olduğu için.

Güdül'e geçmek için aşmamız gereken derenin yoğun suya sahip olması ve bizim geçecek bir köprü bulamamız yürüyüşümüzü zorlaştıran bir etken haline geldi. Köprüyü geçemediğimiz için mecburen geçtiğimiz bir köye geri dönüş yaptık ve buradan aracımıza binip Güdül'e geçiş yaptık.
Güdül'e vardığımızda rehberimiz Gökhan bize bir süpriz hazırlamıştı. Güdül belediye başkanını makamında ziyaret ettik. Bize Güdül'ün tanıtımını yapan bir video izlettiler ve leblebi ikram ettiler. Gezimiz de böylece keyifli bir şekilde noktalandı.

11 Mart 2008

Sey Hamamı Doğa Yürüyüşü

Geçtiğimiz Pazar günü ayakizi ekibinin düzenlediği doğa yürüyüşüne katıldık.Uzun zamandır çalışmalarımızın yoğunluğu ve kış mevsimi sebebinden doğa ile buluşamadığımız şu günlerin ardından Pazar günü yaptığımız 14km lik doğa yürüyüşü bize ilaç gibi geldi.Tam anlamı ile kanımızı tazeledi diyebilirim.

Geziye arkadaşımız Çağatay Şahin'in önerisi üzerine gittik ve çok memnun kaldık.Bu güzel öneri için de kendisine teşekkür etmeden geçemeyeceğiz.

Sey Hamamından başlayıp yine burada noktalanan yürüyüşümüz esnasında çok güzel yerler gördük.Pazar gününün, karın henüz eridiği, doğanın yavaş yavaş uyanmaya başladığı ve güneşin içimizi ısıttığı bir güne gelmesi de ayrıca bir şans oldu bizim için.

Ekibimiz 50 kişilik oldukça kalabalık ve oldukça sıcak insanlardan oluşan bir gruptu.Bu da gezimize ayrıca bir zevk kattı. Tabiki bu güzel günün ardından yakın zamanda yeniden böyle bir yürüyüşe yeniden katılma kararı da aldık.

28 Aralık 2007

Hoşgeldin 2008

Kendi adımıza 2008 yılında, henüz emeklemekte olan yeni oyun projemizin güzel bir yere gelmiş olmasını görmeyi ve bunun yanında sağlıklı, mutlu bir sene geçirmeyi beklerken, sizlerin de yeni yılınızı en içten dileklerimizle kutlar, sağlıklı, mutlu ve oyun dolu günler geçirmenizi dileriz.

Neslihan & Deniz

22 Ekim 2007

Kaplumbağamıza Veda




Dün ailemiz için acı bir olay yaşandı. 3 seneyi aşkın bir zamandır bizimle beraber olan kaplumbağamız hayata gözlerini kapadı. Küçük dostumuzu herzaman sevgi ile anacağız.

Neslihan ve Deniz Aydınoğlu

11 Eylül 2007

Eskişehir Güzel Bir Şehir


Yakın arkadaşımız Atıl'ı görmek için Eskişehir'e gittik.Daha önce Eskişehir'i görmemiştim ve bu denli güzel ve düzenli bir şehir açıkçası beklemiyordum.Hafiften bir Avrupa şehri havası vardı üzerinde.

Porsuk nehrinin etrafı çok güzel düzenlenmmiş. İçinde balıklar bile vardı. Arkadaşımızın evi de Porsuk nehri üzerinde olduğu için çok güzel bir manzaraya sahipti.Tabiki gittiğimizde havanın açık ve güzel olması bizim gezimizi güzelleştirdi.



Eskişehir'de bir de sokaklarda bir çok yere yerleştirilmiş inek heykelleri vardı çok hoşumuza gitti hepsi.Sanırım bunlar şehre saygı inekleri olarak geçiyormuş.Başka ülkelerde de örnekleri bulunuyormuş.


03 Eylül 2007

Çırağan Gezisi

Geçen pazartesi günü Ceidot ekibi olarak K2 Networks 'ün Çırağan Sarayı 'nda düzenlediği tanıtım partisine katıldık. K2 özellikle Türkiye 'de internet üzerinden bedava oynanabilen Knight Online ve SilkRoad Online oyunları ile tanınan bir yayıncı şirket. Partide Türk oyun camiasının pekçok tanınan ismi ile yüzyüze görüşme fırsatını bulduk. Çırağan içerisinden bol bol fotoğraf çektik. Genel olarak eğlenceli bir iş gezisi oldu diyebilirim.

14 Ağustos 2007

Olympos-Kaş Gezisi

Bir tatili daha bitirip işlerimize geri döndük.Bu sefer 1 hafta gidebildiğimiz tatilimizde Kaş ve Olympos’a gittik.Genelde şnorkellerimizi takıp uzun yüzme seansları düzenledik ve çok eğlendik.

(KAŞ)
Tatilimize 4 Ağustos Cumartesi günü sabahın 3:30'unda yola çıkarak başladık. Kaş’a gidişimizi Afyon üzerinden yaptık ve sabah kahvaltısı için güzel bir sucuklu yumurta yedik. Bu bizim için tatile iyi bir başlangıç oldu. Daha sonra Fethiye üzerinden Kaş’a geçtik.Önceden rezervasyon yaptığımız Begonvil Oteli çok da zorlanmadan bulduk. Neyseki önceden rezervasyon ile gitmişiz çünkü Kaş’da boş yer bulmak zor oluyormuş. Geçen senelerde genelde biz çok plan yapmadan çıkardık yola ve gideceğimiz yere varınca da yer arardık ancak bu Kaş için iyi bir yöntem değilmiş.Sezonda genelde çok dolu olan bir tatil mekanıymış.
İlk gün yola erken çıktığımız için Kaş’a da erken bir zamanda vardık.Böylece ilk günden yüzme imkanı yakaladık.Kaş ‘ın yakınında direk plaj tarzı bir yer yok.Genelde kayalık yerlerde kurulu işletmeler var.Buralardan da denize giriliyor.Tam da bizim sevdiğimiz gibi derin ve kayadan girilen bir denizi var Kaş’ın.Ara ara soğuk akıntılar gelip sizi dürtse de deniz çok güzeldi. Şnorkel ile yüzerken altımızda dalış yapan insanları da gördük. Kaş dalış ile ilgileneler için çok iyi bir mekanmış.Hem dalış yapmanız için sizi farklı güzel koylara götürüyorlarmış, hem de dalış eğitimi veren yerler mevcutmuş.Bizim dalış konusunda tecrübeniz olmadığından bu konulara giremedik ama tatilde üniversiteden rastladığımız iki arkadaşımız lisanslı dalgıç olduklarını, Kaş’a dalmak için geldiklerini ve neler yaptıklarını anlatınca çok etkilendik. Bizim de aklımıza Ankara’ya gidince dalış lisansı alma fikri geldi ama yaparmıyız bilmem.
(Simena)
Kaş’dan Kekova tekne turuna katıldık.Ne yazık ki bu seneki tek tekne turumuz Kekova turu oldu.Ancak oldukça güzel bir turdu.Kaş’dan Kekova’ya kara yolu ile götürüldük ve oradan kalkan teknelerden tura başladık.Kaş içerisinde bu tura direk Kaş limanından başlayan da turlar vardı ancak deniz yolundan Kekova adasına gidiş çok uzun sürdüğünden,gezi biraz eziyet haline gelebiliyormuş diye bu yolu tercih ettik.Tur esnasında Batık Şehir, Tersane Koyu, Simena gibi yerlerin yanında çok güzel koylar da gördük ve çok güzel yerlerde yüzme imkanı yakaladık.Simena’da bulunan kaleden görünen manzara ise gerçekten muhteşemdi.

Bu gezinin ardından Kaş’da birgün daha kalacağımızı düşünürken oteldeki ufak bir yanlış anlaşılmadan dolayı apar topar Kaş’dan Salı öğlenin de ayrılmamız gerekti.Neyseki sonrasında nereye gideceğimiz konusunda çok çelişkiye düşmeden hemen Olympos’a gitme kararı aldık ve daha önceki kış Olympos tatilimizde kaldığımız Yakamoz Pansiyon’da da şansımıza yer bulduk.
(Olympos)
Oldukça güzel bir mekan olan bu pansiyonda tatilimizin geri kalanını dinlenerek, yüzerek, eğlenceli bir şekilde geçirdik.Ayreten belirtmeden geçemeyeceğim bu pansiyonda akşam yemekleri çok başarılı ve her akşam için farklı seçenekler sunmaları da çok güzel.Olympos’a daha önce kışın gittiğimizde Deniz’e girme imkanı bulamadığımız için denizinin bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk.Bunun yanısıra Olympos doğa ile içiçe tatil geçirmek isteyenler için kesinlikle tavsiye edebileceğimiz bir yer.Tatil köyü severler, rahatına düşkün beyler bayanlar ise uzak dursun, sakın gelmesin diyebiliriz :)
(Phaselis)
Olympos tatilimizin bir gününde de Phaselis’e gittik.Burada bulunan antik şehri gezdik ve yüzdük.Bugüne kadar girdiğim en sıcak denize sahip olan bu yerdeki tarihi kalıntılar ise görülmeye değerdi.Ayrıca denizin dibinde görülecek çok güzel balıklar vardı.




Böylece de bir tatili daha güzel anılarımız ile bitirdik.