14 Ağustos 2009

Devremülk Kandırmacası

Bu yazımızda sizlerle tatilimizde yaşadığımız bir olayı paylaşmak istiyoruz. Gümüşlük'e ilk gittiğimiz gün Tavşan Adasına gittiğimizde bizi orada bazı kağıt dağıtan kişiler karşıladı. Bize yeni açılan Akyarlar'daki otellerinin tanıtımını yaptıklarını söylediler. Ellerinde bir broşür bulunan bu kişiler bize o gün için tesislerinde 50 aileye özel bir eğlence olduğundan bahsettiler. Biz de kibarca dinleyip teşekkür ettik ancak ısrarcı arkadaş şansını baya bir zorlayarak bizim de ismimizi eklemek için oldukça çaba gösterdi. Açık büfe servis olacağını, gün boyu otelin havuzunu ve plajını kullanabileceğimizi ve bize ufak bir tanıtım yapılacağını söyleyerek bizi ikna etti. Biz de gidip Akyarlar'ı görmüş oluruz hem de sonraki tatillerimizde tercih edebileceğimiz bir yer olabilir mi diye keşif yapmak maksadı ile daveti kabul edip gittik. Ancak bizi orada bu saydıklarının hiçbiri değil üzerinde oldukça çalışılmış olduğu çok belli olan bir pazarlama ekibi karşıladı. Bizim neler olduğunu anlamamız pek kolay olmadı. Yarı inşaat yarı otel bir yere girdiğimizde bizi öncelikle bir odaya alıp bize, profile uygun olup olmadığımız ile ilgili temel soruların olduğu (iş, maaş, yaş, vb.) bşr anket uyguladılar. Sonrasında ise büyük bir salonda birçok masanın başında toplanmış insanlar, gürültülü bir ortam, birilerinin hareretli bir şekilde birşeyler anlattığı elinize girince tang tutuşturulan (açık büfe bağlamında) ve ikinci dakikadan sizinle resmiyeti bırakan bir pazarlamacı ile masaya oturtulduğunuz, dakikasında da geldiğinize pişman olduğunuz garip bir ortama girmiş bulunduk.

Biz en başta durumları anlayamadığımız için karşımızdaki kişinin görevini yaptığı düşüncesi ile kibar kibar konuşup sorularını tüm içtenliğimizle cevaplıyorduk. Tabi biz başımıza geleceklerden habersiz şekilde, bu kısımları biran önce geçip denize havuza gitme telaşı içindeydik. Bu arada pazarlamacının satış yapmasının yani başarılı olmasının yurt dışında alacağı dil eğitimine etkili olduğu ile ilgili hikayeyi de (artık pazarlama tekniklerinde hangisiyse) dinledik. Bize ilk olarak bir devremülk satışı yapmaya çalıştıklarını anladığımda hemen müdahele edip bizim bir yere bağlı tatil yapmayacağımızı hemen dile getirdim ancak işkence bitmedi bize bu alacağımız hizmetin sadece bir devremülk olmadığını bununla birlikte RCI isimli tüm dünyada geçerli bir sistemin de artık üyesi olacağımızı ve bu sistemde sadece senede 135€ vererek istediğimiz herhangibir RCI otelinde kalabileceğimizi söylediler. Tüm bunların anlatıldığı sırada da birileri çıkıp eline bir çan alıp satış yaptığını bağıra çağıra ilan ederken ve herkes alkışlarken kesinlikle Deniz ile başbaşa kalıp konuşmamıza izin verilmediğini hatta ben daraldım kalkmak istiyorum dediğimdeki abuk subuk tepkilerin hepsinin agresif pazarlama tekniklerinin bir parçası olduğunu sonradan anlayabilidik.

Tüm tanıtım süresince (2 saat) aklımıza o an gelebilen sorduğumuz her soru için mantıklı bir yanıtları önceden hazırdı.Her durum için bir senaryoları çok açık bir şekilde planlanmıştı ve sonuç olarak eğer size mantıklı geliyorsa imzalamamann bir enayilik olduğunu belirten tüm piskolojik baskılar da uygulanıyordu. Teklif ettikleri 99 yıllık bu sisteme dahil olmanın bizim için biçtikleri bedeli 6950€ idi ve her sene verilecek 120€luk bakım aidatı bulunmakta ama niyeyse bu çok güvendikleri sistemin fiyatı o gün için öyleymiş ve yarın geldiğimizde sisteme bu fiyatlar ile asla giremezmişiz. Her sene tatil yapan ve farklı bir çok yeri görmek isteyen bizim gibiler için çok mantıklı görünse de içimize sinmeyen kısımlar vardı. Sonuç olarak bu içimize hiç sinmeyen ama niyese hayır diyemediğimiz sistemi kabul ettik. Kabul ettitrilme kısmı da çok ilginç bize yüklü bir peşinat ödememizi söylediler biz de ev aldığımız için peşinatı verecek durumda olmadığımızı söyledik ve benim o an biraz olsun içim rahatladı neyse artık gidiyoruz diyemeden pazarlama teknikleri gereği bizden bir ödeme planı vermemiz konusunda ısrar ettiler. Ben de onların tekliflerine göre çok abuk bir plan verdim. Peşinatın 100€ olduğu felan ve adamlar gidip güya merkezle konuşup kabul ettirdiler. Tabi orada olay, sattıkları ürüne bizim teklif verdiğimiz ve onların da kabul etmiş gibi göründüğü için yine piskolojik bir şekilde almamız gerketiği imajını üzerimizde yeniden oluşturdular. Artık bunu da kabul etmessek çok ayıp.

Sonunda önümüze avukat diye Ceren isimli biri getirildi. Bize hızlı hızlı sözleşmenin üzerinden şöyle bir geçti ve en kısa sürede imzaları attırıldı. Tüm bunların sonunda bize pazarlamayı yapan kişi "size kapıya kadar eşlik edeyim" dediğinde "ne için geldik? ne oldu?" dedik aslında. Ama iş işten geçmişti.

Tüm akşam okuduğumuz sözleşmede birçok açık maddenin olduğunu, bize orada söyledikleri düzenli ödemelerin (aidatlar, transfer ücretleri,vb.) neredeyse hiçbirinin miktarının sözleşmede yer almadığını ve ertesi gün yaptığımız araştırmalarımız sonucunda bu sistemin hiç de öyle anlatıldığı gibi rahatça istediğin yerde istediğin zaman tatil yapmanı sağlamadığı, hatta gittiğimiz otelin RCI otelleri arasında bile yer almadığını acı bir şekilde öğrendik. Neyseki arkadaşlar bu süper kumpasda devlet bizim gibi insanları korumak adına 10 gün içinde cayma hakkınızın olduğu bir kanun çıkarmış.Biz hemen ertesi gün gidip Bodrum'da bir noter bulup ihtar çektik. Şöyle söyleyim noterde matbu bir cayma yazısı bile vardı(siz düşünün kaç kişinin başına gelmiş aynı durum :) ). İhtar çekildikten sonraki süreçte açıkçası hiç kolay olmadı. Biz neyseki ihtarı APS ile göndermiştik ama teyit için ilginçtir verilen numaralarda birini bulabilmek neredeyse imkansızdı. Hele bir de bize kendini avukat diye tanıtan bayanı aradığımızda "Bizimle anlaşmaya gitmek yerine noterden ihtar çekmişsiniz, bu durumda şirket avukatımızla görüşmeniz gerekecek." demesi oldukça enteresandı.

Neyseki sonunda bizim yoğun bastırmalarımız sonucunda bize bir fesh yazısı gönderildi ve elimize de senetlerimiz son gün ulaştı. Ulaşmasaydı mecbur avukatımız devreye girecek ve kazanacağımızın kesin olduğu bir dava açacaktık ancak olayın oraya kadar gitmemesine daha fazla uğraşmamak adına açıkçası sevindik.

Sizin başınıza böyle birşey geldiyse ve caymaya karar verdiyseniz kesinlikle gidip bunu oradaki kişilere iletmeyin. Bu durumda o üzerinde çok çalışılmış ekibin kişileri "vazgeçemessiniz" gibi yanlış bilgilendirmelerde bulunduğunu okuduğumuz yerler de oldu.

Şunu da ekleyeyim bu tanıtıma çağırma için bizi yoldan geçen biri çevirdi sonuçta ancak bunun birçok değişik şeklinin de uygulandığını çevremizle paylaşınca başka kişilerden öğrendik. Mesela bi aralar Ankara'da Armada alışveriş merkezi girişinde insanlara bilgilerinin doldurulduğu bir kağıt verip çekilişe katacaklarını söylüyorlarmış ve durumu iyi olanları bedava tatil kazandınız diyerek tanıtıma çağırıyorlarmış. Sonra anket yapacağım deyip yaklaşan anketörlerin doldurduğu bilgilere göre sizi geri arayan bir pazarlama şekli de varmış. İnternetten de aratınca bu konu ile ilgili birçok can sıkıcı şeyler okuyabiliyorsunuız. Ayrıca bu RCI üyeliğini satan birçok farklı otel ile ilgili de şikayetler okudum. Yani bu işi yapan birçok otelde bulunmaktadır bilginize.

Umarım hiçbirinizin başına gelmez. Okuyun, öğrenin böyle şeyler olduğunu. Açıkçası biz bilmiyorduk bu kadar gelişmiş pazarlama yöntemleri ile hiç düşünmediğiniz zamanlarda size yalan dolan ile birşeyler satılabilidiğini.

GÜNCELLEME: Okuyucumuz aLisqo'nun bilgilendirici yazısı: Devremülk Satışı

11 Ağustos 2009

Bodrum-Gümüşlük


Bu tatilimizde kendimize keşfetmek için seçtiğimiz hedefimiz Gümüşlük'tü. Myndos isimli antik kentin kalıntılarını taşıyan bu ilçe tam anlamı ile insanın ruhunu dinlendirebileceği küçük ve güzel bir tatil yeri. Kalmak için yeni açılmış bir yer olan Otel Gümüşlük'ü seçtik ve çok memnun kaldık gideceklere gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir yer.

Gümüşlük'e gittiğinizde karşınıza çıkan Tavşan adası ve adeta denizin üzerinde yürüyen insanların görüntüsü ilk gidenleri oldukça etkileyen bir görüntü aslında. (Tabiki ben gitmeden yoğun bir araştırma yaptığım için pek şaşırdım diyemeyeceğim :) ) Tavşan adasına geçtiğinizde yukarıdan rahatlıkla görülebilen denizin içindeki taşlar kral yolunun kalıntılarıymış. Bunun yanında adanın üzerinde de kazı çalışmaları yapılıyor. Gemilerin yanaşmaması için deniz altında bulunan kalıntıların etrafına dubalar yerleştirilmiş.

Gümüşlük bizce çok romantik bir yerdi. İnsanın belki de tatile gideceği çok az yerde bulabileceği dinlendirici bir havası olan bu mekanın böyle hissedilmesini sağlayan bir çok etken vardı. Sesli müzik olmaması, çevreye saygılı ve güleryüzlü bir halkının olması, harika gün batımları ve bu gün batımını izlerken çok az yerde bu zevki tadabileceğiniz deniz kıyısında kurulmuş olan yemek yerleri bulunmakta. Bir yandan her daim durgun denizi yandan izlerken bir yandan da yemeğinizi yemek sanırım heryerde karşılaşabileceğiniz türden bir şans olmasa gerek.

Tatilimiz süresince çok güzel deniz ürünleri yeme şansımız da oldu. Gümüşlük'teki işletmelerde kendi seçtiğiniz en taze balıkları yiyebilme şansınızın yanında ahtapot salatası, deniz börülcesi, köpeoğlu salatası gibi harika lezzetleri de tadabilme olanağınız oluyor.

Tabiki Bodrum Yarımadasına gitmişken Turgutreis, Akyarlar ve Bodrum'u da görmek için geziler düzenledik. Bodrum Kalesini gezmek çok keyifliydi.

Ancak Bodrum'un sıcak ve boğucu havasından sonra Gümüşlük'ün insanı hiç boğmayan havasına dönmek ve her daim dolu olan kahvesinde bir akşam çayı içmek bu mevsimde ilaç gibiydi.

Gümüşlük 1.dereceden sit alanı olan bir bölge ve umarım bu hiç değişmez. Zaten şu ana kadar bu sade güzelliğini koruyabilmesini de yalnızca buna borçlu. Bodrum ve çevresinde oluşmuş yapılaşmanın buraya kadar gelememesi umarım birilerinin gözüne batmaz da buralar hep böyle güzel ve özel kalır.

10 Nisan 2009

Hacettepe Bilişim Günleri

Hacettepe Üniversitesi Bilişim Topluluğu 'nun düzenlediği etkinliğe konuşmacı olarak katıldım. Etkinlikte yaptığım yaklaşlık bir saatlik konuşmada genel olarak türk oyun sektöründen ve ceidot olarak üzerinde çalıştığımız yeni projelerden bahsetme fırsatını buldum. Hazır söz almışken sektörde edindiğim tecrübelerden bahsetmek ve türk oyun sektörünün geleceği konusundaki tahminlerimi de katılımcılarla paylaşmak beni mutlu etti.

Uzun bir aranın ardından bu etkinlik vasıtasıyla da olsa neslihan ile beraber tekrar beytepe kampüsünün havasını solumak da bize açıkçası gayet iyi geldi.

Etkinlik ile ilgili çekilmiş video görüntülerine tv.hacettepe.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

05 Mart 2009

Evimizin Neşesi Bican


Evimize yeni bir can geldi, ismi Bican.Hoş geleli birkaç ay oldu ancak kendisinden bahsetmek için ilk kez fırsat buluyorum. İlk geldiğinde çok ufak çekingen bir muhabbet kuşu idi ancak şimdi evin yaramaz bir üyesi haline geldi. Biz evde iken daima kafesinin kapısı açık oluyor. Zamanımız el verdiğince de onunla ilgilenmeye çalışıyoruz. Bize de çok yakın. Oturduğumuz anda yanımıza geliyor.
Şimdilerde bizim çok eski sarı bir oyuncak ayımızı kendisine arkadaş edindi. Onu gördüğü anda yanına uçuyor. Kendi boyutlarına yakın olduğu için sanırım kendisini yakın hissediyor.
Hoşgeldin ve iyi ki varsın Bican.

12 Mayıs 2008

ÇizBakalım Flash Versiyonu Yayında

Dün gece itibari ile uzun süredir üzerinde çalıştığımız ÇizBakalım oyunumuzun yeni site arayüzünü ve oyunun istemci tarafı değişikliğini tamamladık ve yayınladık. Bizim için yeni bir teknoloji olan Action Script 3 programlama konusunda çok iyi bir deneyim kazandık. Site altyapısında ise artık Joomla çözümünü kullanıyoruz. ÇizBakalımın flasha geçirilme işi, ileriye dönük oyun portalı projemiz ile ilgili ilk adımı teşkil ediyor. Bundan sonrası için ise bu versiyonun oturması, hatalarının ve eksiklerinin giderilmesi ardından diğer projelerimiz için rahatça adım atabileceğiz.

Oyunumuzda yaptığımız bu önemli değişikliğin en önemli nedeni ise Java versiyonunda yaşadığımız, birçok oyuncunun oyuna girme sorununu aşmaktı. Dünya üzerindeki internet kullanıcılarının %98 inde yüklü olduğu tespit edilen Flash teknolojisi ise geniş kitlelere sorunsuzca ulaşmak açısından, problemimize en uygun çözüm oldu.

Tabiki bu işin bitimi ile de uykusuz geçen yorucu bir dönemi de (en azından bir süreliğine) geride bırakmış olmanın rahatlığını yaşıyoruz sonunda. :)(:

27 Mart 2008

Neslihan'dan Havelsan'a Veda

1 Ekim 2003 de başladığım Havelsan'daki görevimden dün itibari ile ayrıldım. Kendime ayıracak birkaç günlük aradan sonra yeni işime başlayacağım. Dün Havelsan'daki arkadaşlar ile bir yemeğe çıktık. Bu yemekte bana veda için bazı hediyeler almışlar. Bu aralar katıldığımız doğa yürüyüşlerinde kullanmak üzere tozluk, boton, termos ve mat almışlar. Bir de veda için bir plaket. Bu hediyeler tabiki beni çok sevindirdi ancak 4.5 senedir birlikte olduğum arkadaşlarımdan ayrılmanın da burukluğunu yaşadım. Bugün ise tatilimin ilk günü. Bu boşluk esnasında ise en kısa zamanda yeni versiyonunu açmayı düşündüğümüz oyunumuz ÇizBakalım üzerinde çalışacağım.

24 Mart 2008

Güdül Doğa Gezisi

İki hafta önce katıldığımız ve çok keyif aldığımız Sey Hamamı doğa yürüyüşü ardından arayı çok açmadan yine ayakizi ekibi ile beraber iki hafta sonra yeniden bir geziye daha katıldık. Ayakizi'nin bu hafta düzenlediği doğa gezisi Güdül'e yapıldı.

Bu sefer yapılan geziye bir önceki tecrübemizden ders alarak daha hazırlıklı katıldık. Özellikle yürüyüş esnasında kullandığımız botonlar bize bu gezimizde oldukça yardımcı oldu.

Bu gezimizde arazi daha düzdü. Sıcaklık ise biraz daha fazlaydı.Bundan dolayı da sıvı tüketimimiz daha fazla oldu.

Gezimizin güzel geçmesindeki önemli etkenlerden biri de kesinlikle arkadaşımız Çağatay'ın bu gezimizde de yanımızda olmasıydı. Bu seneki hobilerimiz arasına doğa yürüyüşünü ekleyen arkadaşımıza minnettarız. Şehrin kalabalığından kurtulup buraları görmemize vesile olduğu için.

Güdül'e geçmek için aşmamız gereken derenin yoğun suya sahip olması ve bizim geçecek bir köprü bulamamız yürüyüşümüzü zorlaştıran bir etken haline geldi. Köprüyü geçemediğimiz için mecburen geçtiğimiz bir köye geri dönüş yaptık ve buradan aracımıza binip Güdül'e geçiş yaptık.
Güdül'e vardığımızda rehberimiz Gökhan bize bir süpriz hazırlamıştı. Güdül belediye başkanını makamında ziyaret ettik. Bize Güdül'ün tanıtımını yapan bir video izlettiler ve leblebi ikram ettiler. Gezimiz de böylece keyifli bir şekilde noktalandı.

11 Mart 2008

Sey Hamamı Doğa Yürüyüşü

Geçtiğimiz Pazar günü ayakizi ekibinin düzenlediği doğa yürüyüşüne katıldık.Uzun zamandır çalışmalarımızın yoğunluğu ve kış mevsimi sebebinden doğa ile buluşamadığımız şu günlerin ardından Pazar günü yaptığımız 14km lik doğa yürüyüşü bize ilaç gibi geldi.Tam anlamı ile kanımızı tazeledi diyebilirim.

Geziye arkadaşımız Çağatay Şahin'in önerisi üzerine gittik ve çok memnun kaldık.Bu güzel öneri için de kendisine teşekkür etmeden geçemeyeceğiz.

Sey Hamamından başlayıp yine burada noktalanan yürüyüşümüz esnasında çok güzel yerler gördük.Pazar gününün, karın henüz eridiği, doğanın yavaş yavaş uyanmaya başladığı ve güneşin içimizi ısıttığı bir güne gelmesi de ayrıca bir şans oldu bizim için.

Ekibimiz 50 kişilik oldukça kalabalık ve oldukça sıcak insanlardan oluşan bir gruptu.Bu da gezimize ayrıca bir zevk kattı. Tabiki bu güzel günün ardından yakın zamanda yeniden böyle bir yürüyüşe yeniden katılma kararı da aldık.

28 Aralık 2007

Hoşgeldin 2008

Kendi adımıza 2008 yılında, henüz emeklemekte olan yeni oyun projemizin güzel bir yere gelmiş olmasını görmeyi ve bunun yanında sağlıklı, mutlu bir sene geçirmeyi beklerken, sizlerin de yeni yılınızı en içten dileklerimizle kutlar, sağlıklı, mutlu ve oyun dolu günler geçirmenizi dileriz.

Neslihan & Deniz

22 Ekim 2007

Kaplumbağamıza Veda




Dün ailemiz için acı bir olay yaşandı. 3 seneyi aşkın bir zamandır bizimle beraber olan kaplumbağamız hayata gözlerini kapadı. Küçük dostumuzu herzaman sevgi ile anacağız.

Neslihan ve Deniz Aydınoğlu

11 Eylül 2007

Eskişehir Güzel Bir Şehir


Yakın arkadaşımız Atıl'ı görmek için Eskişehir'e gittik.Daha önce Eskişehir'i görmemiştim ve bu denli güzel ve düzenli bir şehir açıkçası beklemiyordum.Hafiften bir Avrupa şehri havası vardı üzerinde.

Porsuk nehrinin etrafı çok güzel düzenlenmmiş. İçinde balıklar bile vardı. Arkadaşımızın evi de Porsuk nehri üzerinde olduğu için çok güzel bir manzaraya sahipti.Tabiki gittiğimizde havanın açık ve güzel olması bizim gezimizi güzelleştirdi.



Eskişehir'de bir de sokaklarda bir çok yere yerleştirilmiş inek heykelleri vardı çok hoşumuza gitti hepsi.Sanırım bunlar şehre saygı inekleri olarak geçiyormuş.Başka ülkelerde de örnekleri bulunuyormuş.


03 Eylül 2007

Çırağan Gezisi

Geçen pazartesi günü Ceidot ekibi olarak K2 Networks 'ün Çırağan Sarayı 'nda düzenlediği tanıtım partisine katıldık. K2 özellikle Türkiye 'de internet üzerinden bedava oynanabilen Knight Online ve SilkRoad Online oyunları ile tanınan bir yayıncı şirket. Partide Türk oyun camiasının pekçok tanınan ismi ile yüzyüze görüşme fırsatını bulduk. Çırağan içerisinden bol bol fotoğraf çektik. Genel olarak eğlenceli bir iş gezisi oldu diyebilirim.

14 Ağustos 2007

Olympos-Kaş Gezisi

Bir tatili daha bitirip işlerimize geri döndük.Bu sefer 1 hafta gidebildiğimiz tatilimizde Kaş ve Olympos’a gittik.Genelde şnorkellerimizi takıp uzun yüzme seansları düzenledik ve çok eğlendik.

(KAŞ)
Tatilimize 4 Ağustos Cumartesi günü sabahın 3:30'unda yola çıkarak başladık. Kaş’a gidişimizi Afyon üzerinden yaptık ve sabah kahvaltısı için güzel bir sucuklu yumurta yedik. Bu bizim için tatile iyi bir başlangıç oldu. Daha sonra Fethiye üzerinden Kaş’a geçtik.Önceden rezervasyon yaptığımız Begonvil Oteli çok da zorlanmadan bulduk. Neyseki önceden rezervasyon ile gitmişiz çünkü Kaş’da boş yer bulmak zor oluyormuş. Geçen senelerde genelde biz çok plan yapmadan çıkardık yola ve gideceğimiz yere varınca da yer arardık ancak bu Kaş için iyi bir yöntem değilmiş.Sezonda genelde çok dolu olan bir tatil mekanıymış.
İlk gün yola erken çıktığımız için Kaş’a da erken bir zamanda vardık.Böylece ilk günden yüzme imkanı yakaladık.Kaş ‘ın yakınında direk plaj tarzı bir yer yok.Genelde kayalık yerlerde kurulu işletmeler var.Buralardan da denize giriliyor.Tam da bizim sevdiğimiz gibi derin ve kayadan girilen bir denizi var Kaş’ın.Ara ara soğuk akıntılar gelip sizi dürtse de deniz çok güzeldi. Şnorkel ile yüzerken altımızda dalış yapan insanları da gördük. Kaş dalış ile ilgileneler için çok iyi bir mekanmış.Hem dalış yapmanız için sizi farklı güzel koylara götürüyorlarmış, hem de dalış eğitimi veren yerler mevcutmuş.Bizim dalış konusunda tecrübeniz olmadığından bu konulara giremedik ama tatilde üniversiteden rastladığımız iki arkadaşımız lisanslı dalgıç olduklarını, Kaş’a dalmak için geldiklerini ve neler yaptıklarını anlatınca çok etkilendik. Bizim de aklımıza Ankara’ya gidince dalış lisansı alma fikri geldi ama yaparmıyız bilmem.
(Simena)
Kaş’dan Kekova tekne turuna katıldık.Ne yazık ki bu seneki tek tekne turumuz Kekova turu oldu.Ancak oldukça güzel bir turdu.Kaş’dan Kekova’ya kara yolu ile götürüldük ve oradan kalkan teknelerden tura başladık.Kaş içerisinde bu tura direk Kaş limanından başlayan da turlar vardı ancak deniz yolundan Kekova adasına gidiş çok uzun sürdüğünden,gezi biraz eziyet haline gelebiliyormuş diye bu yolu tercih ettik.Tur esnasında Batık Şehir, Tersane Koyu, Simena gibi yerlerin yanında çok güzel koylar da gördük ve çok güzel yerlerde yüzme imkanı yakaladık.Simena’da bulunan kaleden görünen manzara ise gerçekten muhteşemdi.

Bu gezinin ardından Kaş’da birgün daha kalacağımızı düşünürken oteldeki ufak bir yanlış anlaşılmadan dolayı apar topar Kaş’dan Salı öğlenin de ayrılmamız gerekti.Neyseki sonrasında nereye gideceğimiz konusunda çok çelişkiye düşmeden hemen Olympos’a gitme kararı aldık ve daha önceki kış Olympos tatilimizde kaldığımız Yakamoz Pansiyon’da da şansımıza yer bulduk.
(Olympos)
Oldukça güzel bir mekan olan bu pansiyonda tatilimizin geri kalanını dinlenerek, yüzerek, eğlenceli bir şekilde geçirdik.Ayreten belirtmeden geçemeyeceğim bu pansiyonda akşam yemekleri çok başarılı ve her akşam için farklı seçenekler sunmaları da çok güzel.Olympos’a daha önce kışın gittiğimizde Deniz’e girme imkanı bulamadığımız için denizinin bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk.Bunun yanısıra Olympos doğa ile içiçe tatil geçirmek isteyenler için kesinlikle tavsiye edebileceğimiz bir yer.Tatil köyü severler, rahatına düşkün beyler bayanlar ise uzak dursun, sakın gelmesin diyebiliriz :)
(Phaselis)
Olympos tatilimizin bir gününde de Phaselis’e gittik.Burada bulunan antik şehri gezdik ve yüzdük.Bugüne kadar girdiğim en sıcak denize sahip olan bu yerdeki tarihi kalıntılar ise görülmeye değerdi.Ayrıca denizin dibinde görülecek çok güzel balıklar vardı.




Böylece de bir tatili daha güzel anılarımız ile bitirdik.

26 Nisan 2007

3 Haftalık Ayrılık

Yine yolculuk göründü bana.Yarın(27Nisan) akşam saatlerinde Güney Kore'ye uçacağım.Teslim edilen projemizin ardından müşteriye verilecek eğitimler kapsamında gideceğim bu dönemde Deniz'den 3 hafta kadar ayrı kalacağım(Neyseki bu sefer kısa sürecek).Bir aksilik çıkmaz ise de 19 Mayıs'ta döneceğim ve hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Beni asıl heyecanlandıran ise dönüşte yapmamız gereken işlerimiz.İlk olarak evimizi değiştirmemiz gerekiyor(Kiralık ev arama durumu).İkinci olarak Deniz ile alt yapı çalışmalarını yaptığımız fakat hala hayata geçiremediğimiz projemiz OYDA(Oyun Yapımı Doküman Arşivi).Üçüncü olarak yine Deniz ile üzerinde çalıştığımız bir Demo projemiz var.Ona kaldığımız yerden devam edeceğiz.Yarım kalan Particle Editor'ü de yeniden ele almak gerekecek.Anlayacağınız dönüşte eğlenceli işler beni bekliyor.

24 Ocak 2007

ÇizBakalım Beta2 Yayında

Bugün yeni eklentiler ile ÇizBakalımın 2.versiyonunu çıkardık.Yeni versiyonun en önemli özelliği üyelik sistemi eklentisinin yapılmış olması.Umarız oyunumuz yakaladığı başarısını devam ettirir.

08 Ocak 2007

Kış Cenneti Karagöl

Bayram tatilinin ardından Perşembe ve Cumayı izin alarak birleştirip elde ettiğimiz uzun tatilimizin en güzel günlerini, Ankara'ya yaklaşık 150km uzaklıkta bulunan Karagöl'de geçirdik. Çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Ayca ve Orçun Babak çifti ile gittiğimiz kısa fakat güzel ve dinlendirici bu tatilde uzun zamandır görmediğimiz kadar kar gördük. Gitmeden önce herhangibir fikre sahip olmadığımız Karagöl'ü çok beğendik. Açıkçası hiçbirimiz bu güzel manzarayı beklemiyorduk.

Bu kısa tatilimizi orada bulunan dağ evlerinin birinde geçirdik.İçerisinde şöminesi, sobası, mutfağı bulunan bu 1+1 evler oraya yiyeceklerinizi götürüp gününüzü geçirmeniz için oldukça ideal. Tabiki yanınızda bir adet şömine ve soba yakabilen ayrıca gerekince odun kırabilecek bir arkadaşınızın olması da şart :) Yoksa üşümeden bu evlerde en azından bu mevsimde kalmak zor.Aslında istenirse elektirikli ısıtıcı da veriyorlarmış ama biz becerikli arkadaşımız Orçun Babak sayesinde gerek duymadık. Hem oraya gidip şöminenin karşısında ısınmanın zevki de bambaşka.

Orada bulunduğumuz süre içerisinde çok insan canlısı bir arkadaşımız vardı.Bize her gittiğimiz yerde arkadaşlık eden, gece sabaha kadar kapımızı bekleyen bu güzel, oyuncu kangal köpeği gezimizin bir neşe kaynağı oldu..

Bu güzel cennet mekana Ankara'dan gitmek isteyenler için kabaca tarif etmek gerekirse, İstanbul yolundan gidiliyor Ayaş'ı geçtikten sonra Beypazarı'nın ardından Karagöl levhası karşınıza çıkıyor.

Havalar ısındığında, baharda yeniden gitmek dileği ile...

15 Aralık 2006

ÇizBakalım Test Yayınında

2 ayı aşan zamandır üzerinde çalıştığım son projemiz ÇizBakalım, çok kullanıcılı testler için bugün online hale geldi. Kısıtlı bir zaman içinde proje için bir web sayfası hazırladık, ve şu anda ilk defa bizim haricimizdeki insanlar tarafından test ediliyor.

Bizim için oldukça heyecan verici bir olay olduğunu söyleyebilirim. Umarım ileride çok daha güzel gelişmeler olacak.

Proje web sayfası: cizbakalim.oyunyapimi.org

03 Aralık 2006

Eve Dönüş

Projemizin testlerden başarı ile geçmesinin ardından üç buçuk ay sonrasında yeniden evimde olmak gerçekten güzel. Dönüş yolculuğu oldukça zorlu geçse de sonunda evimdeyim. Deniz ile artık normal ev hayatımıza, canım arkadaşlarıma, aileme ve haftasonlarının vazgeçilmezi, sucuklu yumurtaya yeniden kavuştum. :)

24 Kasım 2006

Japonya Gezisi

Deniz'e kavuşmama şurada sadece 7 gün kalmışken gitmeden önce biraz mecburide olsa bir Japonya gezisi yaptım.Bu gezinin asıl sebebi bize verilen 3 aylık Güney Kore vizesinin sonuna gelmiş ve ülkeden çıkış yapmak zorunda olmamız.Japonya gemi ile sadece 3 saat mesafede.Gidip görmek için ise oldukça güzel bir ülke.

Gitmeden önce biraz araştırma yaparak nerelere gideceğimi, ne yemem gerektiğini ve bazı temel Japonca kalıpları öğrendim.(Arigatto , koniçiva, sumimasen.... :) )

Japonyada Fukuoka adasına gittik.Bir liman şehri olan Fukuoka gördüğüm kadar ile oldukça düzenli ve güzel bir şehirdi.Gezmek için sadece bir günüm olduğu halde bu zamanı yeterince verimli bir şekilde kulandığım kanısındayım.Bu süre içinde Sumiyoshi, Kushida ve Kego tapınaklarını gördüm. Bunun yanında Fukuokanın merkezi olarak bilinen Tenjin de dolaştım ve herkesin çok övdüğü Rameninden de yedim.Gerçekten lezzetliydi.

Bu arada artık benim için bütün çekik gözlüler aynı değil :).Japonların farkını gerçekten anladım.İki ülkenin yapısını karşılaştırmak gerekirse Japonya dış görünüş olarak daha güzel geldi bana. Koreye nazaran oldukca düzenli sokaklara sahip.Tapınakları da daha ağır görünümlü.Korede herşey biraz fazla cafcaflı görünüyor sanki.Tabiki bunun etkenlerinden biri de Japonyanın daha zengin bir ülke olması da olabilir.Sonuç itibari ile birbirlerinden oldukça farklılar.Her ikisinde de öğrenilecek farklı bir kültür var.Fakat bugüne kadar henüz Japonları seven bir Koreliye rastlamadım.Burada bulunan Koreli bir mühendis arkadaşım aralarındaki farkdan bahsederken şunu söylemişti, 'Japonlar zengine, biz yaşlıya eğiliriz.' Durumu oldukca özetliyor aslında.

Sonuç olarak benim için güzel bir gezi oldu.Umarım ileride Deniz ile birlikte yeniden gideriz...